2 Şubat 2011 Çarşamba

Lohusa Hikayem

               1 Ekim gece sabaha karşı karar verdim gelmeye.Dar bir kanala doğru ilerledim sanırım ama emin de değilim.Ben orada oraya salınırken annemden aaah...uffff...aaayyh diye sesler duyuyordum.Bir de bir adam sesi 'Doktorunu arayalım' gibi bir şey söylüyordu.Bundan sonrası biraz karışık patır kütür,haldırdı huldurdu derken bir el aman Tanrım...hissiz bir el,gözlerimin taa içine giren ve içimi parçalayan bembeyaz bir ışık.Ve buuuuz gibi bir ortam.Bir sürü ses.Anneee nerdesin??  Bunlar sen değilsin.Soğuktayım,sensizim.Her yerime bir şeyler sokuşturuyorlar.Ayyy burnuma bir kablo,uuuf totomdan da bir şey soktular...Annneeeee nerdesiiiiin?Sıcacıktın.sesin gelirdi ılık ılık dipten,her yer nasıl da sıkışıktı.Şimdi o kadar geniş ki burası hep bir uçma hissindeyim.Sonra annemi kokluyorum.Göremiyorum pek,ama o kokuyu iyi bilirim ben.Annem o yüzüme değdirdi burnunu biliyorum.Acıkmaya başladım galiba,ağlayıp duruyorum.Yakalayamıyorum memeyi ama galiba başka şansımda yok ki.Doymak istiyorsan asılcan.Neyse 2 fırt ile iyiyim şu aralar.Tanrım o da ne?Doyamıyorum ne zamandır.Annemden hep bir hıçkırık sesi duyuyorum ve ne zaman emmek için yanaşsam tuhaf bir şekilde irkiliyorum.Adını bilmediğim bir his tüm bedenimi sarıyor ve ben korkudan tutamıyorum işte memeyi,başa döndük mü....Annemin etrafında bir sürü ses var.Onlar konuştukça annem daha çok hıçkırıyor ve bendeki o gerilme daha da artıyor.Annemin sütüne benzer bir şeyler çekiyorum hem bu sefer ki çook kolay.Kasmadan ağzıma geliyor ama bazen sanki boş çekiyorum o zaman yıkasım geliyor ortalığı.Ateşim çıktı galiba her yerim yanıyor.Yine o ışıklı yer öfffff....Aaaa annemin sütü bu tadını biliyorum ama bu kez o zor olandan değil yine kolay olandan geliyor hemde anne sütü.Oooooh mis,daha ne isterim ki.Anladım ben bu işi.Yine bır bır bir sürü konuşan var.Annem artık çok kızıyor,o kızdıkça sütün tadı bozuluyor.Keşke şu dilim çözülse de hepsine bir çift laf etsem.
Hmmm bir zamanlar geçiyor ama pek anlayamıyorum.Bildiğim tek şey annemin kucağında huzurluyum.Elimle boynuna asılıyorum,aynı 4 ay önce içerde,çıkmamak için o en son dakikada  duvarlara asıldığım gibi.

1 Ekim 2010 sabahtı..Ellerim buz gibiydi.Sancılarla hastaneye gittim,bir güzel epiduralimi oldum 3 güzel gün sonrasında karpuzumu aldım eve geldim.Unutamıyorum,hastaneden çıkarken ağladım ben.Herhalde hastaneden çıkarken ağlayan tek anneyimdir.Neden mi?Evde ne halt yiyeceğim ben şimdi diye...Annem hep yanımızdaydı.Bu durumdan gerçek anlamda çok memnun olan ben ve karpuzduk.Emmiyordu ve uyuyordu,ne olduysa 3 gün başladı.Emiyordu ama uyumuyordu ve istikrarlı ağlıyordu.Annem aç bu diyordu ben hayır diyordum.Hastanelik olduk.Mama takviyesi yazdılar,ve ben sağarak vermeye başladım.Buradan sonra işte benim lohusalık cinlerim bir bir bir sardılar etrafımı.Mama vermeme taktı insanlar.Sağmama ve sütü biberonla vermeme diyecek bir sürü laf buldular.Annemin yanımızda olması ve bana destek olmasını anlamadılar.Herkese verilecek cevaplarım,sorulacak sorularım vardı.Ama kızım vardı.En önemlisi o değil miydi.Kızım,Parol ve ben.Kafamdaki resime uyamadı bir türlü o ilk aylar.Bazen etrafımda annem ve kızım dışında kimseyi ama kimseyi görmek istemedim.Gaddar anne cini ayaklandığındaysa Karpuzu bile görmek istemedim.Bu durum özellikle geceleri nüks etti.Annem imdadıma yetişti.Sütü sağarak verdim,ne kadar içtiğini hep görmek istedim.Çünkü kilosunu iyi bir seviyeye getirmek ve onu sağlıklı kılmaktı amacım.Ve EVET ! emziremedim.Rahatlaya bilirsiniz beni sürekli emzirmekle darlayan tüm insanlar.Sağlıklı bir birey olması için onu yetiştirenin yani benim kafaca sağlıklı olmam gerekiyordu.Onun için her fırsatta çıktım,hava aldım,arkadaşlarımla buluşmaya çalıştım,buraya yazılar yazdım.Kendime gelebildim mi.HAYIR.Aradan 4 ay geçti.Benim için unutulmayacak koca bir 4 ay.Bir çok insanın tanımadığım yönleriyle tanıştım.Paylaşamamak neymiş daha iyi idrak ettim.Anne neymiş bir güzel anladım.Annelik nasıl olurmuş yolundayım hala.Muhtemelen Parol'un dünyasında o eski haliminden eser yok şimdi:) Bu durum kaçık anne cinlerimi coştursa da şimdilik yapılacak pek bir şey yok.Karpuzum minik pide elleriyle ağzıma dokunuyor,odaya girdiğimde gözlerinde ışıklar parlıyor,evet bu gün de az yemek yiyor ve yemeğini az yediğinde benim lohusa kafalarım tutuyor.Benim lohusalık durumlarımda benden çok şey beklendi.Diğer lohusa durumlarından ne bir eksiğim ne de bir fazlam var.Çoğu zaman bir doktora görünsem mi dediğim oldu,hala da diyorum,bundan utanmıyorum da.Aslında benim kimyamın formülü çok basit ve lohusalık kafalarımı hafifletecek olanlarda bunu gayet iyi biliyorlar ama işlerine gelmiyor işte.
Benim hikayemde böyle bir şey işte.Geçti mi,sanmam.Hala geceleri oldu mu beni sarmaya başlıyor lohusa cinlerim.Ne zaman geçecek?Galiba bunun cevabı en sevdiğimde ;)

5 yorum:

DeryAze dedi ki...

http://lohusahikayeleri.blogspot.com/'a ekleyebilir miyim :)))

SULİDİN dedi ki...

yes yes..oraya attım ama beceremedim mi:)

ÇokBilmiş dedi ki...

Daha durun yahu, 4. ay her şeyin başlangıcı. Yavaş yavaş düzene girecek her şey. Ben ancak 12. ay civarında kafamdaki dumanlardan kurtulmuştum.
Yalnız şu yedirme işi seni biraz zorlayacağa benziryor arkadaşım. Bu kadar kafana takarsan kendini de bebeği de gerersin. Hele ek gıdalara geçerken daha da kasarsın kendini ki hiç gereği yok.
Şu anneye karışanlara uyuz oluyorum, uyuz. Bebeğimi ister emziririm, ister emzirmem; ister sallayarak uyuturum, ister emzirerek; ister hafifi giydiririm, ister kalın... Kime ne ya, kime ne?
Bebeğine nasıl baktığına karışamam ama kendini zorlamaman nacizane tavsiyemdir. Zorlama kendini cc ölçmeye filan çalışarak. bebeğin aldığı kilo senin karnen gibi olmasın. Bebekliğine az kilo alıp, ergenlikte 2 metreye yaklaşanlar biliyorum. Normal persentilde olsun da az kilo almış olsun, önemli değil. Rahat olm arkadaşım...

SULİDİN dedi ki...

@çokbilmiş
Ne güzel söyledin yaa...hakkaten ben şu cc defterlerinden bi şekilde kurtulsam senin şu sözünle...yeni bir başlangıç yapsam:) hazır sol elimde sabah yapmaya kalktığım mama yüzünden kaynar suyla haşlanmışken:)

Adsız dedi ki...

ahhh beni mi anlatmışsın nedir...elimde süt sağma aleti 3 saatte bir inek misali..midem bulanıyordu artık annem dışındaki herkesten..başıma toplaşıp bebeğin başını göğsüme itmeler, oğlum boğulup ölecek sanırdım kıpkırmızı olurken ağlamaktan...ay neyse şimdi nerdeyse 10 aylık oldu..hiçbir şeyi takma kafana, gece yarısı uyanıp sıcak yatağından kalkıp mama hazırlamak yerine emzirmeyi her anne ister elbet ama olmayınca olmuyor..yaşıtlarıyla normal olsun yeter kilosu boyu yemesse yemesin ondan gayrı.. kimseyi dinleme arkadaşım, destek yerine köstek olanlar bulacaklardır layıklarını...

Yorum Gönder